Namaz Vakitleri:
2010-09-07 Salı
İmsak: 5 02
Sabah: 6 42
Öğle: 13 23
İkindi: 16 58
Akşam: 19 51
Yatsı: 21 22
Ayet Köşesi
Ey insanlar! Rabbinizin emrine uygun yaşayın. Gerçekten (kıyamet) saati(ni)n sarsıntısı çok büyük (dehşetli) bir şeydir.
Hadis Köşesi
Namaz mü'mini Allah'a yaklaştıran bir vasıtadır.
(İbn-i Adiyy)
Cuma Hutbeleri
Caner Akdemir Hutbeler
SÜRÜ
Tarih: 2009-04-10
"Ahlaksızlık" ahlaklılığın karşıtıdır diyelim, peki "ahlakçılık"ın karşıtı ne? En azından "kayıtsızlık" diyebiliriz. Her kayıtsızlık bir sorumsuzluktur, bu kesin. Sorumsuz davranmanın ahlakîliğini savunmak mümkün olmadığına göre, kayıtsızlık da ahlaki bir problemdir, buna inanın.

Hutbeme niçin böyle girdim?

Sorumluluk duygusuyla ahlaka davet eden hemen herkesi, "ahlakçılık" klişesiyle mahkum etmeye çalışmanın, kayıtsızlık ve sorumsuzluk olduğunu dile getirmek için. Sorumsuz davranmaktansa, "ahlak" lafı geçince pirelenenlerden "ahlakçı" damgasını yemeye razıyım. Vicdanının üzeri ses ve ışık geçirmez bir perdeyle örtülmemiş herkesin, bu toplumun maruz bırakıldığı ahlaki çürüme ve yozlaşma karşısında, avazı çıktığı kadar haykırması gerekiyor: Bu gidiş nereye? Yıllar önce, "Ahlakı ve dini olanlar aç kalmaya mahkumdur" zihniyetinden yola çıkanların geldiği bu hazin nokta, hiçbirimiz için sürpriz değil. Oradan çıkan buraya gelecekti. Korkulan oldu ve sonunda bu toplum "çağdaşlaşma projesi" adı altında tepeden yürütülen toplum mühendisliğiyle, yolun sonuna gelip dayandı.

Toplum mühendislerinin zihniyetine göre, ahlakı verecek "çağdaşlık" alacak. Ticareti görüyormusunuz. Dini verecek, "uygarlık"" alacak. Ahlakı çağdaşlaşmanın önündeki en büyük engel olarak gördüler. Dini, "ilerleme" mitinin önündeki en büyük engel olarak gördüler. Zincirlerimizi kırmalı ve özgürleşmeliyiz. Peki nasıl olacaktı bu iş? İşte bu toplum mühendisliğine soyunan ahlak çıplakları bunun için şöyle bir proje uygulamaya koydular. "biz"i biz yapan tüm değerlerimizden soyunmalı, kimliğimizi yakmalı, kişiliğimizi yıkmalıyı. Eeee bizi biz eden değerleri yıkıp yakanlar, bizi kendi küllerimizden yeniden doğacağımız masalına inandırdılar. Ve bizi ateşe verdiler. Bu yangından iki farklı kesim iki farklı sonuç çıkardı: Neyi kaybettiğinin farkında olan duyarlı kesim, yangını pişmek için bir vesile bildi ve yandı, pişti. Direnirse, olacak.

Sürü güdüsüyle çobanının sürdüğü yere sorgusuz sualsiz seğirten kitlelerse yandı, bitti, kül oldu. Yeniden doğmak mı? Ba'su ba'de'l-mevt'e inanmayanların söylediği tür ancak masallarda ve kurgu-filmlerde olur.

İman edenler ise, şu ayete inanırlar: "Allah, geceyi gündüzün başına sarar, gündüzü gecenin başına; ölüden diriyi çıkarır, diriden ölüyü." İşte bu günkü manzara, bilinçli bir politikayla ahlak ve dinden arındırılmış nesillerin sergilediği o beklenen manzaradır. Sahte şöhretlere, onların sırtından ahlak katliamı gerçekleştiren malum medyaya ve bunların peşine takılan bilinçsiz kitlelere kızmadan önce, şu soruyu soralım:

Dinsiz bir ahlakı, ahlaksız bir vicdanı, nasıl oluşturacaksınız?

Örneklere bakın: Sahada dua etti diye hakeme homurdanan kafayla mı? Sahada şükür secdesi yaptılar diye futbolcuları mahkemeye vererek mi? Bir parkın bir köşesine cami yapılacağını duyunca, al görmüş boğaya dönerek mi? Çıplaklığı uygarlık ve çağdaşlık olarak benimseyip tesettürü yasaklayarak mı? Kur'an'ı kapatıp kadınları açarak mı? Alkol ve zinayı uygar olmanın kutsalları arasına sokup, aileyi aslanların ağzına atarak mı?

Evet, sonuç ortada. Ahlakla zenginliğin bir arada olmayacağına inandıkları için ahlaksız bir ekonomi yaptılar. Parayı çağdaşlaştıralım derken, parayı ahlaksızlaştırdılar. Bunun haramzade üreteceğini hesap edemediler. Haram para ile helal paraya aynı muameleyi yaptılar. Ondan sonra da hortumculuktan, rüşvetten, suiistimalden, krizden şikayet ettiler.

Eğitimi çağdaşlaştıralım derken, eğitimi de ahlaksızlaştırdılar. Çağdaşlaştırma, aslında geleneksel değerlerden arındırma operasyonuydu. Bir eğitim sistemi, sistem denmeyi hak edebilmesi için "değerlere" yaslanmak zorundadır. Bizim eğitim sistemimiz kendi değerlerini inkar etti, ikame değerler de tutmadı. Çünkü değer "ithal" edilecek bir meta değildi ki ithal olunsun. Aslını inkar eden haramzadedir. Haramzade bir eğitim, "eğitim-zede" nesiller üretti. Değersiz, kimliksiz, kişiliksiz... Aynı şey siyaset, sanat, edebiyat alanlarında da oldu. Özetle ahlak, bu gün sadece bir kesimin değil, her kesimin sorunudur. Ahlak, bu toplumun "beka sorunu"dur. Bu gün size son sözüm Müslümanlara yapılan zulüm ve haksızlığı kahvelerini yudumlayarak 'tiyatroyu' seyreder gibi seyredenler ne gariptirki kendileri elaleme tiyatro oldular. Gözünüz aydın.


Caner Akdemir
Kanada Türk Islam Merkezi
Din Görevlisi
Tel: 416-461-0917
canerakdemir13@hotmail.com